"O hem iki doğunun, hem iki batının Rabbidir." (Rahman, 55/17)
Cennet Köyceğiz
Yıllar önce bu sayfayı açarken ne isim koymam gerektiğini uzunca süre düşünmüş, birçok etkileyici filme imza atan İranlı yönetmen Mecid Mecidi‘nin “Cennetin Rengi” adlı filminden esinlenmiş, açtığım bu blog (ağ günlüğü, günce) vesilesiyle anılarımı burada ölümsüzleştirme fırsatı yakalamıştım. Sayfayı açtığım ilk yıllarda büyük bir heyecanla pek çok gezi yazısı kaleme alarak seyahatlerime devam etmeye gayret ettim. Zaman içerisinde her ne kadar seyahatlerime devam etsem de hayat telaşesi içinde aynı gayreti gezi yazılarım için gösterme fırsatı bulamadım. Yaklaşık 4 yıl önce, çektiğim kura sonucunda vatanımızın en güzel köşelerinden biri olan Köyceğiz’de görev yapmaya başladım. Ege ve Akdeniz’in kesiştiği noktada, doğanın kalbinde bulunan bu huzurlu beldeyi sizlere ancak “cennet” olarak tarif edebilirim. Uzun bir aranın ardından blog sayfam “Cennetin Rengi”ne, benim için çok kıymetli olan Köyceğiz’e dair yazacağım bu gezi yazısı ile dönüş yapmak istedim.
Cennet Köyceğiz, Cennetin Rengi’nde.
Köyceğiz, ilk görev yerim olması, evladımın burada doğması, Köyceğiz kordonunda ilk adımlarını atması ve biriktirdiğim kıymetli dostluklar hasebiyle çok kıymetli bir şehir benim için. Bu şehre ilişkin bugün ne düşünsem, bana hayatın sunduğu eşsiz güzellikleri ve anlam dolu hatıraları anımsatıyor.
Esasen, bana kattığı ve kazandırdığı tüm güzellikler için bir vefa borcu olarak görüyorum bu yazıyı. Asla silinmeyecek ve yıllar geçse de hatırlanacak bu anıların hatırasına yakışır bir şekilde ilk göz ağrıma veda etmek istiyorum; umuyorum ki, burada yaşananlar ve bırakılan izler, asla unutulmayacak.
Evet, yazımıza başlayalım.
Keyifli okumalar diliyorum…
Köyceğiz neden bu kadar güzel ve kıymetli?
Köyceğiz, dantel dokusu ile görenleri kendine hayran bırakan “Dalyan Deltası”nın başlangıç noktası olan Köyceğiz Gölü’nün kuzeyinde yer alır. İçinde barındırdığı deniz, kumul, lagün, sazlık, bataklık, göl, makilik ve orman biyotopları ile olağanüstü zengin bir coğrafyaya ev sahipliği yapar.
İçerisinde, günlük (sığla) ağacı gibi endemik bitki türleri yer aldığı gibi “caretta caretta” ya da “trioniks” (Nil kaplumbağası) gibi nesli tükenmekte olan hayvanlara da ev sahipliği yapmaktadır. Aynı zamanda kefal, yılan balığı, çipura, levrek, mercan, lahoz, akya ve barbun gibi envai çeşit balığı bir arada görebileceğiniz muhteşem bir faunaya sahiptir.
Antik dönemde “Leto Kutsal Alanı” olarak anılan, bugün ise “Sultaniye Kaplıcaları” olarak bilinen, sayıları irili ufaklı on yediye ulaşan termal su kaynakları, göl ve kanal kıyısı boyunca dizili haldedir.
Gölün kıyısında derin uyku
Denizden yüksekliği sadece bir metre olup derinliği ise yer yer yüz elli metreye ulaşan muhteşem Köyceğiz gölü o kadar büyük ve büyüleyicidir ki adeta kendinizi denizin ortasında zannedebilirsiniz. Göl, hem balıkçılık hem de su sporları için muhteşem bir havzadır.
Gölde Kano
Şehrin kuzeyinde tüm heybetiyle yükselen ve 2.295 metrelere ulaşan zirvesiyle Sandras Dağı, yazın en kavurucu günlerinde dahi serinliğin adresi olduğundan şehrin nefes alma noktasıdır. Kış aylarında yağan kar, Köyceğiz’in göğe doğru uzanan kalbinde eşsiz bir güzelliğe dönüşür.
Kordonda Türk kahvesi eşliğinde yazı yazmanın verdiği tarifsiz mutluluk 📜🖋️
Bahar geldiğinde çiçek açan narenciye ağaçları tüm Köyceğiz’i mis gibi kokutur. Portakal çiçeği kokularının en yoğun hissedildiği yer Hamitköy ve Döğüşbelen olsa da; Köyceğiz’in diğer mahallelerinde de kendinizi renk cümbüşü içinde bulabilirsiniz. Özellikle sonbahar ve kış aylarında ağaçların dallarını süsleyen narenciyeler, size bir film setinin içerisindeymiş gibi hissettirebilir.
Ağacın dibine düşen mandalinalar, bir film sahnesini aratmıyor 🍊
Muhteşem orman manzaralarını, ağaç çeşitliliğini ve seyir teraslarını görmek için Çandır, Ekincik ve Zeytinalanı Mahallerinde adımlamanız yeterlidir.
Tüm bunların yanı sıra Köyceğiz’i kültür alanında da ayrıcalıklı ve farklı kılan özelliği, yerli Anadolu insanları tarafından kurulmuş bir antik kent olma özelliği taşıyan Kaunos Antik Kenti’ni de içinde barındırıyor oluşudur.
Etrafında bulunan ve adı herkesçe bilinen ünlü ilçeler yanında ismi pek anılmasa da Köyceğiz bugün bölgenin parlayan yıldızı olma yolunda ilerliyor. Konumu itibariyle Fethiye ve Marmaris ilçeleri arasında yer aldığı gibi, İzmir ve Antalya illerine olan eşit mesafesiyle dikkat çekmekte.
Köyceğiz’de gün doğarken…
Her ne kadar son dönemde sosyal medyada viral olan birkaç turistik noktası için pek çok insanın Köyceğiz’e sıkça uğramaya başladıklarını görüyor olsak da halen hak ettiği değeri görmediğini söylemek gerekiyor. Belki de böyle olması Köyceğiz için daha iyi olacaktır 🙂
Evet, eşsiz güzellikteki bu sessiz ve sakin şehirden kısaca bahsettiğimize göre artık yazımıza giriş yapabiliriz.
Köyceğiz’i kuşbakışı seyir…
Geçmişten Bugüne Köyceğiz
“…İyonya’ya başeğdiren Harpagos, Karyalılar, Kaunoslular ve Likyalılar üzerine yürüdü…”
Herodot
Yazılı belgelerde adı ilk kez Pers savaşları sırasında (M.Ö 546) geçen Kaunos, Köyceğiz’in en eski yerleşim yeri, dünyaya açılan kapısıdır. Ünlü tarihçi Herodot’un antik bir İran halk topluluğu olan Medlerin önemli generali olan Harpagos hakkında yazdığı satırlar bize bölgenin tarihî coğrafyası ve siyasi önemi hakkında bilgilendirmektedir. Harpagos, son Med Kralı Astyages’e hizmet eden Med kraliyet ailesinin bir üyesidir. Persler Büyük Kiros adıyla anılan II. Kiros’un önderliğinde birleşmiş, Kiros’un kuvvet topladığı haberini alan Astyages, baş generali Harpagos’a Kiros’a karşı orduyu yönetmesi emrini vermiştir.
Pasargad ovasında üç gün süren savaştan sonra Harpagos, Astyages’in elinden ölen oğlunun intikamını, muharebe alanında Kiros’un tarafına geçerek almış ve böylece galip gelen II. Kiros (Büyük Kiros), Birinci Pers İmparatorluğu olarak da anılan Ahameniş imparatorluğu’nu kurmuştur. Savaşta saflarına geçen ve tahta çıkmasında büyük rolü olan general Harpagos’un, Büyük Kiros tarafından yeni fetihler için görevlendirildiği Herodot’un tarihi metinlerden açıkça anlaşılmaktadır.
Herodot’un tarihi pasajında adı geçen Karya ve Likya, bir çok şehirleri ve köyleri içerisine alan geniş bölgelerdir ve Kaunos ismi bu iki önemli bölge arasında ayrı bir bölge olarak anılmaktadır. Bu da Kaunos’un o zamanlar kendine bağlı şehirleri ve köyleri de içine alan ve kendi adını taşıyan bir bölgenin merkezi olduğu sonucunu ortaya koymaktadır. Bölgenin tarih içerisinde farklı yönetimler altında önemli bir kent olarak varlığını sürdürdüğü bilinmektedir.
1940 yıllarının sonlarına kadar Dalyan ve çevresi, sürekli sıtma tehlikesi altındaki bir bölge olmuştur. Bu yıllarda yapılan sivrisinek mücadelesi sonucu, sivrisineklerin değilse bile sıtma hastalığının kökü kazınmıştır. Yerli bir Anadolu halkı olan Kaunosluların, tarihleri boyunca sıtma hastalığından muzdarip oldukları bilinmektedir. Kabullenmek istemeseler de Kaunoslular’ın kendilerine hastalıklı dedirtecek kadar yeşil benizli olmalarının nedeni de bu hastalık olmalıdır. Bu ızdırap ve kabullenemeyişi, Helenistik Çağ’ın arp ustalarından olan Stratonikos’a mal edilen küçük bir öyküden öğrenmekteyiz;
“…orada cesetler dolaşırken, bu kente hastalıklı diyerek, o denli küstah mı olmalıydım!..”
Stratonikos
Stratonikos, Kaunos sokaklarında “yeşil benizli” insanların yürüdüğünü gördüğünde, “insanların ömrü de yapraklarınkine denkti.” diyerek düşüncelerini belirtmiş, kent halkı kendileriyle alay edildiğinden yakındığında ise şikayeti bu defa: “…orada, etrafta cesetler dolaşırken, bu kente hastalıklı diyerek, o denli küstah mı olmalıydım!..” diyerek yanıtlamıştır. (Strabon XIV, 651.3.)
Yağışlar sebebiyle su altında kalan Kaunos şehri
Ölemez dağının etekleri olan Sivrihisar, Balıklar Dağı ve Kızıltepe tarafından kuşatılmış bir coğrafyada yer alan bu antik kenti diğer antik kentlerden ayıran en önemli özelliği, bir Yunan kolonisi olmayıp yerli Anadolu insanı tarafından kurulmuş olmasıdır. Bu gerçeğin en güçlü kanıtı ise, kentin yerel adında saklıdır: Kbid.
Bu büyük antik kentin, bugün halen ayakta duran en etkileyici yapıları ise, kayalara oyulmuş heybetli mezarlarıdır. Zamana meydan okuyan bu kaya mezarları, tarihin yaşayan şahitleri olarak ışıldamaktadır. Alagöl’de bulunan niş mezarlar da geçmişe kapı aralayan ve gözden kaçırılmaması gereken güzellikteki anıtlardır.
Döneminde bir liman kenti olan Kaunos, alüvyonların birikmesi sonucu Dalyan Deltası’nın oluşması nedeniyle bugün deniz kıyısından uzaklaşmış, liman özelliğini yitirmiştir.
Gümrük Nizamnamesi
Antik kent içerisinde halkın gündelik su ihtiyaçlarının kullanımı için inşa edilen Çeşme Binasının limana bakan batı duvarının dış yüzeyindeki uzunca yazıt, M.S 1. yüzyılda yeniden belirlenen gümrük kanunlarını içermektedir. Bunun nedeni ise, Kaunos çevresinin giderek karalanması sonucu ticaret gemilerinin artık nazlanarak limana giriyor olmasının ekonomiyi gittikçe zayıflatmış olmasıdır. Ekonominin yeniden canlandırılması maksadıyla ithal ve ihraç edilen mallardan alınan verginin azaltılmasından doğacak zararın, iki hemşehrinin bağışladığı 60.000 dinarla karşılanması sonucu alınan yeni kararlarla, aynı zamanda bu iki hemşehri de şereflendirilmiştir.
Antik çağlarda önemli bir yerleşim yeri olan Kaunos, tarih boyunca çeşitli medeniyetlere ev sahipliği yapmış, zengin kültürel mirasıyla dikkat çekmiştir. Bu bölge, hem doğal güzellikleri hem de tarihi kalıntılarıyla, yerli ve yabancı turistlerin ilgisini çekmektedir. Özellikle, antik tiyatrosu, kutsal alanları ve antik limanı ile ziyaretçilerine geçmişin izlerini sunmaktadır. Kaunos’un tarihi ve coğrafi konumu, alışveriş ve ticaret yollarının kesişim noktasında bulunması, bu kasabanın stratejik önemini artırmıştır. Bu sebeple, zamanla birçok uygarlığın beşiği haline gelmiş ve günümüzde de tarih meraklıları için keşfedilmeyi bekleyen bir hazine olarak varlığını sürdürmektedir.
Kaunos Antik Tiyatrosu
Şehrin içerisinde bulunan en ilgi çekici noktalardan biri, antik ölçüm yönteminin kullanıldığı taş kaidedir. Kaide üzerinde çeşitli genişliklerde açılan boşluklar sayesinde arpa, buğday, mısır gibi ürünleri rahatlıkla ölçtükleri anlaşılıyor. Geçmişe doğru hayali bir yolculuğa çıkıp bu taş tezgah önünde, bu antik ölçüm yöntemi ile evinize ekmek pişirmek için buğday aldığınızı düşündüğünüzde yaptığınız ziyaret çok daha anlamlı hale geliyor.
Kaunoslular tarafından ölçüm için kullanılan bu taş, antik kentin en ilgi çekici ziyaret noktalarından biri
Geçmişten konu açılmış ve Kaunos demişken, Köyceğiz’in kalbinde yer alan Kaunos Aslanı ve hikayesi ile devam edelim.
Kaunos Aslanı
Kaunos Antik Kenti içerisinde 1965 yılında yapılan kaçak bir kazı esnasında ele geçirilen aslan heykeli, bugün şehrin sembolü haline gelmiş durumda. Nitekim Köyceğiz Belediyesi’nin ambleminde, Kaunos aslanını tüm heybetiyle görmek mümkün.
Heykelin bulunduğu yerde 1972-73 yıllarında yapılan arkeolojik kazılarda, kutsal bir anıt olduğu anlaşılan yuvarlak bir yapının kalıntılarına ulaşılmıştır. Yuvarlak yapının sütunları arasında kadın heykellerinin bulunduğu ve dört bir köşesinde de aslan heykelleri yerleştirildiği anlaşılmıştır. Aslan heykelinin kötülüklere karşı koruyucu özelliği olduğuna inanılıyor. Aslanın sağ pençesi altında bulunan ve ölmek üzere olan öküz kafası ise Kaunos medeniyetine düşmanlık besleyenlere karşı bir göz dağı mahiyetinde. Heykeli Köyceğiz kent meydanında görmek mümkün.
Köyceğiz’de İlk Demler
Köyceğiz’e adım attığımız ilk andan itibaren, yaşadığımız heyacan ve mutluluk gözlerimin önüne geliyor. “CittaSlow” yazısının asılı olduğu bölüme gelmiş ve mütebessim bir edayla Köyceğiz’deki ilk karemizi çekmiştik. O gün hala dün gibi. Şimdi tekrar o güne dönelim ve kısa bir Köyceğiz turuna çıkalım. İlk defa Köyceğiz’e gelen birinin gözünden Cennet Köyceğiz’e dair ilk izlenimler.
Narın en güzel hali
Küçükken bir masal kitabı okumuştum. Bir limon ağacının önünde başlıyordu hikaye, ağaçtan alınıp kesilen her limon farklı bir yol çıkarıyordu masal kahramanının önüne. Günlerce etkisinden çıkamamış, hayal dünyasında dolaşıp durmuştum. O gün bu gündür de limon ağaçlarını çok severim. Bugün hafızamı ne kadar zorlasam da o masal kitabının ismini hatırlayamıyorum. Halen zaman zaman kitabın ismiyle ilgili sorular aklımı kurcalar..
Kaderin tatlı bir cilvesi olsa gerek, çocukken okuduğum masaldan da güzel, her köşesi limon ağaçlarıyla bezeli huzur dolu bir şehirde yaşamaya başlıyorum. Küçükken okumuş olduğum masal kitabının içerisindeyim.
Otuz Yılın Ardından Şehre Düşen Beyaz Örtü ❄️
Köyceğize taşındığımız yılın ilk kış ayı, bize binbir güzellikle geldi. Şehirde her şey bizim için çok yeniydi. Gölden esen rüzgarın taşıdığı ağaç ve çiçek kokusuna, kuşların ahenkli seslerine, kordonda sakince yürüyüş yapan insanlara, huzurlu bir hayata yeni yeni alışıyorduk.
Bir sabah uyanıp pencereden dışarı baktığımızda gördüğümüz manzara bizi şaşkına çevirdi. Belki de hayatımızdaki ilk defa bir kış ayını kar görmeden geçirecektik. (Nitekim ilerleyen yıllarda öyle oldu 🙂 ) Geceden beri sessizce yağan kar bütün Köyceğiz bembeyaz bir örtüye bürümüştü. Sonradan öğrendiğimize göre bu kar tam 30 yıl sonra şehir merkezine yağan ilk kardı.
Kar görmeye alışık olan bizler için sıradan bir manzara gibi görünse de sokaktaki insanların yüzündeki sevinç bambaşkaydı. İnsanlar şaşkınlıkla ve büyük bir hevesle fotoğraf çekiyordu. Böylece gerçekten çok mutluluk verici tarihi bir ana daha şahitlik etmiş olduk. Anlaşılan o ki, Köyceğiz sadece güzelliğiyle değil sürprizleriyle de bize güzel şeyler yaşatacaktı. Alışılmışın dışında yağan bu kar, sanki bize hoşgeldin diyen beyaz bir zerafetti. ❄️❄️❄️
karlar altındaki kumkuatların güzelliği
Yıllar Sonra Göl Taşıyor
Köyceğiz kordonu sular altında
ve evet, o yıl Köyceğiz bize yine unutulmayacak bir sürprizle geliyor. Yıllar sonra yağan ilk kardan sonra daha ne görebiliriz ki derken, bambaşka bir sabaha daha uyanıyoruz…
Köyceğiz’e gelişimizin ardından ilk kışımızı geçirdiğimiz vakitler.. 2022 yılı Ocak ayındayız. Yoğun yağmurlar baş gösteriyor. Aralıksız yağan ve beş gün süren yağışlar sonrası debisi artan Namnam Çay’ı, Yuvarlakçay ve Kargıcak derelerinden gelen sular, Köyceğiz Gölü’nün yükselmesine neden olunca göl taşıyor ve hayatımızda ilk kez şahit olduğumuz bir durumla karşı karşıya kalıyoruz. Günün ilk ışıklarıyla birlikte perdeyi açtığımızda gördüğümüz görüntüyle şaşkına dönüyoruz. Kordon tamamen sular altında.
En son 2012 yılında böyle bir taşkın gören Köyceğiz halkı, bir sabaha daha su taşkını haberleriyle uyanıyordu. Su, yürüyüş yolunu tamamen kaplamış evin önündeki yola kadar dayanmıştı. Köyceğiz gölü, sanki sınırlarını aşarak şehre biraz daha sokulmak istemiş gibiydi.
İşe gitmek üzere aşağıya indiğimizde ise, bizi giriş katına kadar ulaşan yağmur suları karşıladı. İşte bu gerçekten şok ediciydi 🙂 Su merdiven basamaklarına kadar yükselmişti.
O günden sonra birkaç gün boyunca çizmelerle apartmandan çıkmak zorunda kaldık. Her sabah suların içerisinden geçerek bir sokak yukarıya park ettiğimiz arabaya doğru gidiyor ve akşam da taşkın sularının içerisinden evimize geri dönüyorduk. O vakitlerde zorlansak da bugün hoş bir anı artık bizim için.
Unutulmayacak, hatıralarımızı süsleyecek güzel anılar…
Evet göl taştı demişken, yazımıza Köyceğiz’in incisi Köyceğiz Gölü ile devam edelim…
Köyceğiz Gölü
54 km²’lik yüz ölçümüne sahip olan Köyceğiz Gölü; Yuvarlakçay, Asar, Yangı, Kargıcak Çayı, Namnam Çayı ve Özsuyu pınarları ile beslenir. Dantel dokusu ile görenleri kendine hayran bırakan “Dalyan Deltası’nın bağlandığı İztuzu Plajı’ndan bağlandığı deniz havzasından göle karışan hafif miktarda tuz ve çevresindeki kaplıcalardan karışan kükürtlü bir suyu vardır. Deniz seviyesinden yüksekliği yalnızca 1 metre olmasına rağmen yer yer 150 metreye varan derinliğiyle dikkat çeken Köyceğiz Gölü, 5.200 hektarlık geniş havzasıyla adeta bir su cennetidir. Köyceğiz gölü aynı zamanda zengin bir su altı yaşamına da ev sahipliği yapar. Sazan, kefal, tatlı su levreği, Japon balığı, yılan balığı başta olmak üzere pek çok tatlı su balığı ve nesli tükenmekte olan Nil Kaplumbağası bu berrak suların derinliklerinde hayat bulur.
Ayrıca Köyceğiz gölü, aralarında dümbü kuşu, karabatak, küçük karabatak, Macar ördeği ve sakarmekenin de içlerinde bulunduğu büyük sayıda kışlayan su kuşuna ev sahipliği yapar.
İçerisinde dört tane irili ufaklı ada bulunmaktadır. Gölün etrafı dağlarla çevrili olup bunların en yükseği Ölemez Dağı’dır. Bu coğrafi yapısı, gölün hangi köşesine giderseniz gidin muhteşem bir manzara imkanı sunar. Köyceğiz gölünün batısında, Ölemez Dağı’nın doğusunda Sultaniye sınırları içerisinde kıyı boyunca termal kaynaklar bulunur. Ölemez Dağı ve Sultaniye Kaplıcaları hakkında ayrıca başlık açacağımdan burada kısaca bahsetmekle yetiniyorum.
Köyceğiz Gölü ve Köyceğiz
Köyceğiz gölü, sazlıklarla kaplı “Dalyan” adı verilen doğal bir kanalla Akdeniz’e bağlanır. Denize bir kanalla birleşen bu tür göllere “Ayaklı Göl” adı verilir. Dünyada bu coğrafi özelliğe sahip göllerin sayısı Köyceğiz gölü ile birlikte yalnızca 7 tanedir. Yalnızca bu sebeple dahi Köyceğiz’in kıymetli olduğunu söylemek mümkündür.
Köyceğiz ilçesinin en önemli doğal zenginliklerinden biri olan bu tatlı su gölü, muhteşem bir manzaraya sahiptir. Gölün çevresini dolaştıkça, her noktada farklı bir manzaraya, günün her saatinde ise farklı bir güzelliğe kapı aralanır.
Yılın her mevsiminde su sporlarının da gözdesi konumunda olan gölde, sürekli su sporları ile meşgul olan birilerini görmek mümkündür. Biz de Köyceğiz’de geçirdiğimiz son zamanlarda kısa süreyle de olsa amatör biçimde kanoya binme fırsatı yakaladık. Bindiğim ilk andan itibaren o kadar keyif aldım ki neden bu kadar geç kaldığımı sorgulayıp durdum. Ancak hayatta hiçbir şey için geç olmasa gerek.
sevgili kardeşim Mustafa ile birlikte
Kano ile gölün ortasına doğru açılıp Köyceğiz’e doğru bakıldığında gördüğümüz manzaraya diyecek yok doğrusu.
Şehrin tanıdık simalarından Harun bey, günün erken saatlerinde kano üzerinde kürek çekiyor…
Gölün şehirle buluştuğu nokta olan Köyceğiz kordonunu ve kordonu boydan boya kaplayan mozaikleri inceleyerek şehri keşfetmeye devam edelim.
Kordon Boyu Mozaikleri
Köyceğiz kordonu, Köyceğiz gölünün şehir ile birleştiği noktada, Delta plajı ile Karabatak arasında kesintisiz şekilde devam eder. Kordonda yürümek oldukça keyiflidir.
Buraya kısa bir parantez açmak istiyorum. Bugün Köyceğiz kordonunda adımlamak halen çok keyifli olsa da geçmişe bakarak şunları rahatlıkla söyleyebilirim, ilk geldiğim yıllarda her şey daha güzeldi. Kordonda yer alan işletmelerin zamanla, daha yüksek kazanç hırsıyla kordonun büyük bir kısmını masa ve sandalyeleriyle işgal etmiş olmaları çok üzücü. Özellikle akşamları burada yürümek isterseniz, alkollü mekanlarda canlı müzik eşliğinde yemek yiyen müşteriler ve mekan sahiplerinin “burada ne işiniz var” dercesine cüretkar bakışlarına maruz kalabilirsiniz. Bir Köyceğiz sevdalısı olarak bu durum beni gerçekten üzmekte. Umarım, bu duruma ileride bir çözüm bulunur.
Evet, mozaiklere geri dönecek olursak;
Kordon boyunca dizili mozaikler, hem şehirden izler taşıyor, hem de yaptığınız yürüyüşlerin kalitesini artırarak kordonda geçirdiğiniz zamanı daha kaliteli ve keyifli hale getiriyor.
Kaunos Otel’i önünde dairesel hatlar çizen yunusların mozaik sanatıyla ahengi
Şüphesiz kordonda en dikkat çeken mozaiklerden biri, yunusların tasvir edildiği bu mozaikler. Yatay bir düzlemde dairesel boyutta çizilen yunuslar adeta hareket halinde hissi uyandırıyor. Her sabah kordonda yaptığınız yürüyüşlerde, yunuslar da size eşlik ediyor. 🐬
Burada da siyah yunusların tasvirini görmekteyiz. Sizce de çok güzel değil mi? 🙂
caretta caretta mozaiği
Kordonun en dikkat çekici, en güzel ve en büyük mozaiklerinden biri; caretta caretta mozaiği. Bu büyük mozaik, öğretmenevinin hemen yakınında bulunan iki özel işletmenin arasında yer alıyor. Şimdi kaldırılsa da önceden “cittaslow” yazısının asılı olduğu yerin hemen önünde bulunuyor.
Bilindiği üzere caretta carettaların nesli tükenme tehlikesi altında olduğundan koruma altında tutulmaktadırlar. Caretta caretta’lar çok ilginç özelliklere sahip varlıklardır. Oksijeni havadan almasına rağmen uzun süre su altında kalabilirler. Yumurtlamak haricinde karaya hiç çıkmazlar, yumurtalarını gece kumsalda açtıkları çukurlara gömerler. Tek seferde 100 yumurta bırakabilirler. İki aylık kuluçka dönemi sonrası, yavrular yumurtadan çıkarak denize doğru adımlarlar. Bu muhteşem yaradılış ve yaşam döngüsüne Köyceğiz’de şahitlik etmeniz mümkündür. Nitekim Köyceğiz caretta carettaların en önemli yumurtlama bölgelerinden biridir.
Caretta caretta mozaikleri, bize gerçekten muhteşem bir görsellik sunuyor ve bu şehre çok yakışıyor.
denizci çapası mozaiği ⚓️
Bir diğer dikkat çekici mozaik ise denizci çapası mozaiği. Şüphesiz bu mozaiğin de kordona çok yakıştığını itiraf etmem gerekiyor. Şu güzelliğe bakar mısınız 🙂
Deniz, göl ve akarsulardan müteşekkil su kaynakları, tarih boyunca Köyceğiz için hep önemli olmuş. Nitekim bu durum bölge halkının yaşantısına da olumlu katkılar sunmuş, yaşamını önemli ölçüde etkilemiş. Çapalar da şüphesiz bu hayatın içerisinde kendisine yer bulan işlevsel aletler.
Çapa, denizcilikte herhangi bir deniz taşıtını istenilen bir yerde sabit tutmak maksadıyla suyun dibine bırakılan, iki veya daha çok kanca şeklinde kolu bulunan, uzun bir zincire yahut halata bağlı, çoğunlukla metalden yapılmış bir alet. Kordonda hayatın içerisinden bir parçayı daha görmek oldukça mutluluk verici.
Kutup yıldızı mozaiğiçiçek mozaiği
Gölün kıyısında bir pınar: Aslanlı Çeşme
Köyceğiz’in su kaynakları açısından çok zengin bir yer olduğundan bahsetmiştik. Bu zenginlik şehirde her köşe başında bulunan çeşmelerden de kendini göstermekte. Ancak bunların içinde öyle biri var ki hepsinden ayrılmakta: Aslanlı Çeşme
Çeşmeden bir ayrıntı
Evet, gücün ve asaletin sembolü olan aslanın ağzından tertemiz ve buz gibi bir su içme imkanınızın olduğu bu çeşme aynı zamanda Köyceğiz’deki en estetik çeşmelerden biri. Günün her saatinde, buradaki lezzetli suyu getirdikleri şişelere dolduran ve evlerine taşıyan insanlara rastlamak mümkün. Konumu itibariyle de kordonun tam kalbinde yer alan bu çeşmeden mutlaka su içmenizi tavsiye ediyorum.
Aslanın ağzını kapatiyim diyerek üzerini sırılsıklam eden sevgili oğlum
Köyceğiz’e hakkında yaptığımız girizgâh sonrası, düzenli ve sıralı olması açısından bir liste halinde gezilecek ve görülecek yerlerden bahsetmeye çalışacağım.
Köyceğiz Gezilecek ve Görülecek Yerler
Muğla’nın Köyceğiz ilçesi, doğal güzellikleri, muhteşem doğası ve tarihi zenginlikleri ile göz kamaştırır. Tüm bunlarla birlikte Köyceğiz’i asıl kıymetli kılan ise size huzurlu ve sakin bir yaşam sunmasıdır. Civarında yer alan Fethiye, Marmaris, Datça, Bodrum gibi nüfus yoğunluğu yoktur Köyceğiz’de. Yabancı turist sayısı da azdır.
Burada zaman yavaş akar. Hayat sakince ilerler. Köyceğiz için kısaca “huzur” demek yanlış olmayacaktır.
Yazımda gezilecek yerleri, Köyceğiz ilçe merkezine olan yakınlık sıralamasına göre vermeye gayret edeceğim. Öncelikle en yakın yer olan Toparlar Şelalesi ile başlayıp, en uzak nokta olan Karaçam Köyü ile noktalayacağım. Yine ilerleyen kısımlarda, aynı gün içerisinde gezilebilecek yerleri ve alternatif rotaları da sizlere sunmaya çalışacağım.
Kulak Mesire Alanı
Köyceğiz’e ilk geldiğim vakitlerde ismi kulağıma biraz garip gelse de bir süre sonra alıştığım mesire alanı ile başlayalım. Çünkü Köyceğiz’de gidebileceğiniz en yakın yer burası. Köyceğiz’de Hamitköy istikametine doğru gittiğiniz sırada şehirden çıkış yapılan köprüye gelmeden hemen sağ tarafınızda kalıyor. Tam gölün karşısındaki bu mesire alanı, yılın her vakti size ailenizle güzel vakit geçireceğiniz bir ortam sunuyor.
Fotoğraf: Ramazan Dovan
Köyceğiz Belediyesi tarafından işletilen Kulak Mesire Alanı, ailenizle doğanın içinde vakit geçirebileceğiniz sakin bir ortam sunuyor. İster mangal noktalarında ateş yakabilir ve piknik yapabilir, isterseniz de mesire alanının içinde bulunan restoranda yemek yiyebilirsiniz.
Ayrıca gölün hemen kıyısındaki Kulak Mesire Alanı içerisine çadır kurup kamp yapma imkanınız da mevcut. Fiyatlar civardaki birçok kamp alanına göre daha uygun. Alanda sıcak su, wc, mescit, bebek bakım odası gibi imkanlar mevcut.
Kazancı Orman Parkı
Köyceğiz’in güzelliği sadece gölün dinginliğinde ya da dağların siluetinde gizli değildir; bu coğrafya asıl ruhunu ormanlarından alır. Sığla ağaçlarının reçine kokusu, yemyeşil bitki örtüsü sizi hemen içerisine çekiverir. Kazancı Orman Parkı’ndan başlayan yeşil örtü, Sandras Dağları’na kadar uzanır; her adımda başka bir kuş sesi, başka bir gölge, başka bir dinginlik sizi karşılar.
Köyceğiz, doğanın insana sunduğu en saf huzuru, bu ormanların kalbinde saklar — belki de bu yüzden burada zaman yavaşlar, insan nefes almayı yeniden öğrenir.
Bu mesire alanı; “yol üzeri bir dinlenme” mekânı olarak da geçiyor. Zira burası Muğla Fethiye karayolu üzerinde yol kenarında bulunuyor. Bu sebeple yolculuk sırasında kısa bir mola vermek için uğramak dahi mümkün.
Alanın içerisinde bulunan endemik sığla ağaçları mekanı çok özel hale getirmekte. Ayrıca, geleneksel olarak düzenlenen Köyceğiz yağlı pehlivan güreşleri de yine bu alanda yapılıyor ve bölge halkı tarafından da ilgiyle takip ediliyor.
TOPARLAR ŞELALESİ
Köyceğiz’e en yakın doğal güzelliklerden biri olan Toparlar Şelalesi, doğanın tüm dinginliğini bir araya getiren gizli bir cennettir. İlçe merkezine yaklaşık 10 kilometre uzaklıkta, Toparlar Mahallesi’nde yer alan bu şelale, yemyeşil bir vadinin içinde saklıdır. Yüksek kayalıklardan dökülen serin suların oluşturduğu doğal havuz; yaz aylarında hem serinlemek hem de doğayla baş başa kalmak isteyenlerin uğrak noktasıdır.
Kısa bir yürüyüş parkurunun ardından karşınıza çıkan şelale, size tüm yorgunluğu unutturacak kadar etkileyici bir görüntü sunar. Yazın kavurucu sıcaklarında burada yüzebilir, kışın ise suyun coşkulu akışını seyrederek kahvenizi yudumlayabilirsiniz.
📍 Konum
Toparlar Şelalesi, Muğla’nın Köyceğiz ilçesine bağlı Toparlar Mahallesi’nde yer alır. İlçe merkezine yaklaşık 10 kilometre uzaklıktadır. D-400 karayolu üzerinde yer aldığı için ulaşımı oldukça kolaydır. Köyceğiz’den Muğla yönüne ilerlerken Döğüşbelen Mahallesine gelmeden hemen önce yolun sağında karşınıza çıkan “Toparlar Şelalesi” tabelasını görür görmez sağa dönerek toprak yolu takip etmeniz yeterlidir.
🚶♀️ Ulaşım ve Yürüyüş Parkuru
Şelalenin bulunduğu noktaya kadar araçla gitmek mümkün değil. Aracınızı otoparka bıraktıktan sonra kısa bir orman yürüyüşü (yaklaşık 10-12 dakika) yapılması gerekir. Patika boyunca çam ağaçlarının kokusu size eşlik eder. Yine yol boyunca size eşlik edecek olan kuş sesleri ile şelalenin giderek artan sesi, varış anını adeta büyülü bir hale getirir.
🏊🏻♂️ Toparlar Şelalesi’nde saklı bir hazine: Gizli Doğal Havuz
Şelalenin yukarısına, ormanın derinliklerine doğru adım adım ilerledikçe Toparlar Şelalesi’nin kayalara çarpan sesi arkamızda kalıyor. Çam ağaçları arasındaki patika yoldan, kuş sesleri ve yaprakların hışırtısı eşliğinde yukarılara doğru yürürken, bir anda doğanın gizlediği başka güzellikler karşımıza çıkıyor.
Kısa bir tırmanışın ardından, kalabalıktan uzak, rüzgâr ve su sesinin birbirine karıştığı bu küçük doğal havuz sizi karşılar. Çevrenizi saran sessizlik eşliğinde bu huzurlu mekana giriş yaparsınız . Şehirlerin gürültü ve kalabalıklarından uzak bu saklı doğa harikasında artık huzurluca vakit geçirebilirsiniz.
Burada saatlerce kitap okuyup yazılar yazmış, sıcaktan bunaldıkça serin ancak üşütmeyen suyuna girmiş, sonra tekrar tekrar aynı şeyi yapmış biri olarak şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki burayı çok seveceksiniz.
Kendinizi doğanın bir parçası olarak hissedeceğiniz, sessiz ve huzurlu bu mekanı da geride bırakarak yazımıza devam edelim.
💡Küçük İpuçları
•Yürüyüş parkuru yer yer kaygan olabilir; rahat ayakkabılar tercih edin.
•Sabah erken saatler hem ışık hem de sessizlik açısından en uygun zamanlardır. Günün ilerleyen saatlerinde tek tük de olsa birileri gelebiliyor. Hafta sonralarında ise erkenden gidip dönmekte fayda var, çünkü kalabalıklaşıyor.
• Yaz aylarında suya girmek için kıyafet ve havlu bulundurmak iyi olacaktır.
• Gelirken yanınıza mutlaka su, kahve ve atıştırmalık bir şeyler alınız.
Tutku’s Horse Farm & Coffee
Tutku’s Horse Farm & Coffee isimli işletme Muğla ilinin Köyceğiz ilçesinin Toparlar Mahallesi’nde, Fethiye yolu üzerinde yer alıyor. Burayı özel kılan şey ise buranın bir atlı kafe oluşu.
Mekan hem bir binicilik çiftliği hem de kahvaltı, çay-kahve ortamı sunan bir kafe olarak hizmet veriyor. ☕️
Buraya kaç sefer gidersek gidelim hep güler yüzlü ve kaliteli hizmet aldığımız için yazımda özellikle kendilerinden bahsetmek istedim. Bizim gibi küçük bir çocuk sahibiyseniz, çocuğunuzun atları gördüğündeki mutluluğuna diyecek yok doğrusu.
Hizmetler ve Öne Çıkan Özellikler
At binme deneyimi: Mekânda eğitimli atlarla binicilik yapma imkanı mevcut. Tek biniş ücreti ödeyerek atlara binebileceğiniz gibi haftalık binicilik dersleri de alabilirsiniz.
Bonus: Küçük çocuğunuz için bir Midilli’leri var ve çok tatlı 🙂
Kahvaltı ve kahve keyfi: Mekan zaten Kahve – Kahvaltı ve Binicilik” mottosuyla hizmet veriyor.
Doğa ile iç içe konum: Mekan her ne kadar Muğla-Fethiye karayoluna çok yakın olsa da doğayla iç içe bir ortamda bulunuyor ve ziyaretçilerine sakin bir mola imkânı sunuyor.
🗒️ Ziyaret İçin İpuçları
🚗 Ulaşım: Köyceğiz’den Muğla’ya doğru D-400 karayolu üzerinde ilerlerken Toparlar Şelalesini geçer geçmez sağ tarafta yol üzerinde kalıyor. (Petrolün karşı tarafında)
🐴 Aktiviteler: Eğer at binmeyi planlıyorsanız, rahatsız etmeyecek bir kıyafet‐ayakkabı tercih etmek iyi olacaktır.
☕️ Molalık bir durak: Yolculuk sırasında dinlenme, ve kahve için ideal bir seçenek olarak değerlendirilebilir.
Balcılar Köyü Tarihi Su Değirmeni
Köyceğiz’in Muğla yönündeki en uzak Mahallesi olan Balcılar’da yer alan tarihi su değirmeni, yaklaşık 150 yıllık bir geçmişe sahip. Buraya varmak üzere ailecek yola çıkıyoruz.
Meşhur Namnam Çayı kıyısında kurulmuş olan tarihi değirmen, akarsuyun doğal gücünden yararlanacak şekilde tasarlanmış.
🏛 Tarihi & Kültürel Değer
Bu yapı yalnızca eski bir değirmen değil; aynı zamanda kültürel bir miras. Mahallede aktif olan başkaca bir değirmen bulunmadığı düşünüldüğünde ne kadar önemli olduğu da ortaya çıkıyor.
Değirmen su çarkı sistemiyle çalışıyor, bir süre nasıl çalıştığını izledikten sonra değirmenin dönen öğütme taşları arasından yere süzülen unları seyretmeye koyuluyoruz. Oğlumuzun ilgisini çektiğinden hemen un öğüten değirmenci amcanın yanına oturup seyretmeye başlıyor. Bizim için geriye de bu hoş anılar kalıyor 🙂
Geçmişten bu güne miras kalan bir değirmenin yıllardır ayakta tutulduğunu görmek güzel. Zira bu değirmen sadece un öğütmekle kalmayıp, aynı zamanda bölgenin kültürel zenginliğini ve tarihini de temsil ediyor.
🌿 Ziyaret İçin Bilgiler & Atmosfer
Değirmen, ormanla ve suyla çevrili sessiz bir ortamda yer alıyor. Doğa yürüyüşleri, fotoğrafçılık ve huzur arayanlar için ilgi çekici bir nokta olduğunu söylemek mümkün. Biz gittiğimizde şansımıza açıktı ancak her zaman açık olmayabilir.
YUVARLAKÇAY
Köyceğiz’in ve hatta bölgenin en büyük cazibe merkezlerinden biri olan Yuvarlakçay’dayız. Mekanların reklam panolarında “İnstagram’da gördüğünüz yer burası” yazıyor oluşu dahi her şeyi özetliyor olsa gerek.
Turkuaz rengi suyuyla görenleri kendine hayran bırakan Yuvarlakçay Köyceğiz’e de oldukça yakın.
📍 Ulaşım: Köyceğiz merkezden yaklaşık 16 km uzaklıkta. İster Zeytinalanı Mahallesi üzerinden isterseniz de Beyobası Mahallesi üzerinden ulaşım sağlayabilirsiniz.
🕐 Ziyaret Zamanı: Yaz aylarında serinlemek, ilkbaharda doğa yürüyüşü için ideal. Kışın çok soğuk olduğundan pek çok tesis zaten kapanıyor. Yuvarlakçayın suyu çok soğuk olduğu için, yazın en sıcak günlerinde burayı tercih etmek isabet olur.
🍃 İpucu: En sakin saatler sabah 08.00–10.00 arası. Sakinken görüp kaçmak için bu saatleri değerlendirebilirsiniz.
🍳 🍅 🧀 🫒 Mutlaka yap: Yuvarlakçay üzerinde sayısız tesis bulunuyor. Çayın üzerine kurulan sedirlerde kahvaltı yapmanızı, yemek yemenizi mutlaka tavsiye ediyorum.
Yol üzerinde bir termal kaynak : Küçük Ilıca
Yazımızın başında Köyceğiz’de göl etrafında sayıları on yediye ulaşan kaplıcaların bulunduğundan bahsetmiştik. Bunlardan en bilinen ve en güzeli ise Sultaniye Mahallesi ile Çandır Mahallesi arasındaki yolda bulunan küçük ılıcadır.
Ilıca, sıcak su çıkan yer, kaplıca, çermik, hamam anlamlarına gelmektedir.
Ilıcalar, insanlık tarihi boyunca şifa kaynağı olarak görülmüş, sağlık ve sıhhat bulmak isteyen insanlar bu kaynaklara rağbet göstermiştir.
Ilıcanın masmavi sularının güzelliği (Fotoğraf: Muhammet İsmail Erbaş)
Çandır’a yapacağınız bir gezi programınıza burayı da ekleyip yol üzerinde uğrayıp ziyaret etmenizi ve hatta imkanınız varsa hazırlıklı gelerek ılıcaya girmenizi tavsiye ederim.
Çandır Seyir Terası
Çandır Mahallesi, Köyceğiz’in en özel yerlerinden biridir. Bölge, 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu uyarınca, I. Derece Arkeolojik Sit Alanı olarak korunmaktadır.
Çandır’da bulunan seyir terası ise bölgenin en güzel manzaralarından birini bizlere sunuyor. Kuşbakışı bir şekilde Dalyan Boğazını ve hemen ardında bulunan İztuzu Plajını seyredebileceğiniz bu nokta, her ne kadar internette bölge hakkında bilgi veren pek çok kişi tarafından Dalyan(Ortaca) sınırları içerisinde gösterilse de, Köyceğiz sınırları içerisinde bulunan Çandır Mahallesi’nde bulunmaktadır. Çandır Seyir Terası, Köyceğiz ilçesinin en etkileyici manzara noktalarından biridir.
Buradan, Dalyan Deltası’nın labirent görünümündeki sazlık kanallarını, İztuzu Plajı’nın konuşlandırdığı kumsalı ve uçsuz bucaksız Akdeniz manzarasını aynı anda izlemek mümkündür.
📍 Konum
Çandır Seyir Terası, Muğla’nın Köyceğiz ilçesine bağlı Çandır Mahallesi sınırlarında yer alır.
Konum olarak Dalyan Kanalı’nın karşı yamacında, Kaunos Antik Kenti’nin hemen üstlerinde bulunur.
Buradan hem Dalyan Deltası, hem İztuzu Plajı, hem de Akdeniz’in maviliği aynı anda görülebilir.
Köyceğiz ilçe merkezine 35 km uzaklıkta olup yol koşullarına bağlı olarak ulaşım bir saate yakın sürer. Çandır Köyü içerisinden toprak yola bağlanarak yaklaşık 20 dakika kadar yol almanız gerekiyor.
🕐 Ziyaret Zamanı
Gün doğumu ve gün batımı saatleri manzaranın en etkileyici olduğu anlardır. Yaz aylarında sabah erken saatler hem serinlik hem fotoğraf açısından en ideal zamandır. Kış aylarında hava daha berrak olur; görüş mesafesi uzar, deniz ufka kadar net şekilde seçilir.
💡 Küçük İpuçları
📸 Fotoğraf için: Sabah erken saat veya gün batımı.
☀️ Yanınıza alın: Şapka, su ve rüzgâra dayanıklı kıyafet.
🚗 Ulaşım: Araçla çıkarken düşük vites tercih edin; yokuş dik ve yer yer dar.
♻️ Doğaya saygı: Alan doğal sit alanı statüsündedir — çöplerinizi mutlaka geri götürün.
Çandır Alagöl Kaya Mezarları
Çandır Alagöl Kaya Mezarları, Kaunos Antik Kenti sınırları içinde, Çandır Mahallesi’nde yer almakta olup, göl kıyısı ve yamaç kaya oluşumları arasında dikkate değer bir tarihi yapı grubudur. Kayalara oyulmuş olan bu mezarların, milattan önce 4. yüzyıla tarihlenen bir döneme ait olduğu ifade edilmektedir.
🏛️ Tarihçe ve Arkeolojik Değer
Bu kaya mezarlarının yapı tipi, kayaya doğrudan oyulmuş “kral mezarı” ya da “anıt mezar” biçimini taşıdığı ve yapı itibarıyla başka örneklerinin oldukça sınırlı olduğu belirtilmektedir. Mezarlara bakan kayalık yamaca oyulmuş cepheler, tapınak mimarisi izlerini taşır; bu da mezarlara sadece bir defin alanı değil, ritüel ve anıt niteliği de kazandırır.
🚶 Ulaşım ve Ziyaret Bilgileri
Çandır Köyü’nden Alagöl yönüne doğru ilerlenerek, yolun sonunda bulunan mezarlara ulaşılabilir. Yolun sonunda bir iskele bulunuyor. Ziyaret için erken saatler ışık ve manzara açısından avantaj sağlar. Çok fazla bilinmeyen bu mekanın ise ziyaretçi yoğunluğu yok denecek kadar azdır.
🌄 Manzara ve Atmosfer
Alagöl Kaya Mezarları ve şanlı bayrağımızın dalgalandığı seyir terası
Alagöl kıyısı ve kayalık yamacında konumlanan bu mezarlar, hem tarihi dokusu hem doğal güzelliğiyle etkileyici bir ortam sunar. Gölün su yüzeyi, kaya mezarlarıyla birleşerek görsel bir şölen sunar. Ziyaretçiler, “kaya mezarlarının gizli kalmış bir cennet” olduğunu dile getirmiştir.
Seyir terasından Alagöl manzarası
💡 İpuçları & Ziyaret Önerileri
📸 Fotoğraf için: Mezarlara yan ya da hafif arkadan bakan açıları tercih etmek, kayalara oyulmuş nişleri ve bunların göl üzerindeki yansımalarını yakalamak açısından fayda sağlar. Pek tabii dronla havadan muhteşem görüntüler yakalamanız da mümkün.
💨 Hava koşulları: Göl ve yamaç alanı rüzgâr alabilir; hafif bir rüzgâr ve göl üzerindeki nem etkisini hesaba katın. Biz gittiğimizde çok yoğun bir rüzgar esiyordu ve dron kullanmakta zorlandık. Hava koşullarına dikkat ederek ziyaret etmenizi tavsiye ederim.
📌Giriş ücreti/tesis bilgisi: Buraya giriş için herhangi bir ücret ödemeyeceksiniz. Seyir terasında sandalyelerinizi kurup manzarayı seyredebilirsiniz ancak burada faydalanabileceğimiz herhangi bir tesis bulunmuyor.
Sultaniye Kaplıcaları
Kaplıca fotoğrafları için kaynak: Köyceğiz Belediyesi internet sitesi
Köyceğiz’den Ekincik Mahallesine doğru giderken yirmi üçüncü kilometredeki yol ayrımında bulunan Sultaniye Kaplıcası’nın tabelasından sola doğru dönüp yaklaşık üç kilometre daha ilerleyerek kaplıcaya ulaşabilirsiniz.
Toparlar mahallesinde bulunan mahalleleri gösterir tabelalar
Köyceğiz, Dalyan ve Ekincik’ ten günübirlik çalışan küçük tekneler ile de buraya ulaşabilirsiniz. Tekne turlarının bazıları kaplıcalara uğruyor ve mola veriyor.
Sultaniye Türkiye’nin radyoaktivitesi en yüksek olan kaplıcasıdır. (98.3)
39 Derece sıcaklıktaki su; kalsiyum klorür, kalsiyum sülfat, kalsiyum sülfür ve radon içermektedir. Suyun romatizma, siyatik yanında cilt ve kadın hastalıklarına iyi geldiği söylenmektedir. Ama asıl önemlisi radyoaktivite yüksekliği yoluyla rehabilite edici özelliğinin varlığıdır.
Kaplıcanın Kaunos’lular tarafından bundan iki bin yıl önce açıldığı rivayet edilmekte. Çevredeki hastane kalıntıları da bunu doğruluyor. Büyük banyonun yanından çıkan kaynak suyunun da içildiğinde çeşitli iç hastalıklarını iyileştirdiğine inanılıyor. Kaplıcada kalınabilecek kiralık odalar bulunuyor. Yine karavan ile konaklama ve tesisten faydalanma imkanı da mevcut.
🍂 Deneyim & Atmosfer
Bu kaplıca, sadece termal su havuzlarından ibaret değil; doğa ile iç içe, sessizliği ve huzuru barındıran bir ortam sunar.
Tesis çevresi, büyük orman örtüsü ve göl kenarı konumuyla hem dinlenmek hem de sağlık amacıyla ziyaret edilecek bir yer olarak dikkat çeker.
Sultaniye Kaplıcalarının muhteşem açık hava mescidinde huzur
🎯 Neden Gidilmeli?
Sultaniye Kaplıcaları, tarihî birikimi, doğal güzelliği ve şifalı suları ile “doğa + sağlık” birleşimi arayanlar için ideal bir destinasyondur. Köyceğiz bölgesinde yalnızca deniz-kumsal değil; termal, orman ve göl kenarı deneyimi de yaşamak isteyenlerin rotasına eklemesi yerinde olacaktır.
Sultaniye sonrası yazımıza Ekincik koyu ile devam edeceğiz. Ancak önce Ekincik yolu üzerinde güzel bir seyirlik noktası olan seyir terasına uğrayacağız.
Gölün kalbine bakan sessiz bir durak: Seyir Terası
Köyceğiz ilçe merkezinden Ekincik Mahallesi’ne doğru yola çıktığınızda, sizi kısa sürede masalsı bir yolculuk karşılar. Yol, gölün kıyısına paralel uzanır; bir yanınızda çam ağaçları, diğer yanınızda durgun ve derin bir huzur taşıyan Köyceğiz Gölü…
Güneş, göl yüzeyine vurdukça sanki her dalga ışığı çoğaltır, manzara bir tablo gibi gözlerinizin önüne serilir. Bu rotanın en güzel sürprizlerinden biri ise, yolun kıvrıldığı bir noktada karşınıza çıkan Köyceğiz Seyir Terasıdır. Ahşap dokusuyla doğaya uyum sağlayan bu teras, sizi durmaya ve nefes almaya davet eder. Aracınızı kenara çekip birkaç adım attığınızda, göl sularının dinginliğine kendinizi bırakabilirsiniz.
Fotoğraf: Muhammet İsmail Erbaş
Burada yalnızca manzarayı seyretmek bile insanın ruhuna iyi gelir, sanki bütün telaşlar, gölün üzerinde dağılır gider. Yolculuğa devam etmeden önce küçük bir mola, birkaç fotoğraf ve belki de bir bardak termos kahve… Köyceğiz Seyir Terası, basit ama değerli anların adresidir.
Eğer Ekincik’e doğru yola çıkıyorsanız, bu terasa mutlaka uğrayın derim.
Denize Açılan Kapı: Ekincik
📍 Konum ve Genel Bilgi
Köyceğiz ilçesini denize bağlayan Ekincik Mahallesi, Akdeniz’in turkuaz suları ile çevrili, çam ve zeytin ağaçlarıyla kaplı bir sahil şeridinde yer alır. Yat ve tekne turlarının uğrak noktalarından biri olup doğa ile denizin bir arada yaşandığı huzurlu bir mekândır.
🚗 Ulaşım
Kara ile: Köyceğiz merkezinden Ekincik Koyu’na yaklaşık 35–36 km mesafededir. Hamitköy üzerinden göl manzaralı yoldan ilerlenerek sahile ulaşılır.
Deniz/tekne ile: Koy, yat-tekne rotalarında yer alır; denizden gelme seçeneği de mevcuttur.
Emektar dronum Dji Mavic Air 2 ile çektiğim ilk fotoğraflardan
Ulaşım için ipucu: Yolu virajlı olabilir; araçla giderken dikkatli olun. Ayrıca manzara noktalarında durarak fotoğraf için mola vermeyi öneriyorum.
🌊 Doğal Özellikler ve Atmosfer
Ekincik Koyu, uzun bir sahil şeridine sahiptir (yaklaşık 900–1300 metre plaj uzunluğu). Sahil çakıl-kum karışımıdır; üç tarafı ormanlık tepelerle çevrilidir. Yüzerken suyun içerisinden sahile doğru dönüp baktığınızda karşınızda duran orman manzarasını seyretmek tarifsizdir.
Deniz suyu yaz aylarında 25–35 °C arasında değişirken, rüzgâr ve deniz akıntıları sayesinde su bazı günlerde hafif serin ve berrak kalabilir. Koy, kalabalık plajlardan uzak, doğa ile bütünleşmiş bir tatil arayanlar için ideal bir tercih olarak görülmektedir.
Ekincik’te orman mescidi…
🧺 Aktiviteler & Konaklama
🏊🏻♂️ ☀️ Yüzme ve güneşlenme: Sahilde şezlong/şemsiye kiralama imkânları bulunur. Fiyatlar bölge ortalamasının oldukça altındadır:
🏕️ Kamp & karavan: Koyda çadır ve karavan kamp alanları mevcuttur; sessizce doğa içinde huzurlu bir konaklama isteyenler için uygundur.
🍖 Piknik & doğa yürüyüşü: Ormanla çevrili sahil kenarında mangal da dahil piknik alanları ve yürüyüş yolları vardır.
🏨 Konaklama: Koy çevresinde az katlı otel ve pansiyonlar bulunur, doğa ile iç-içe bir tatil için alternatif sunar.
Ekincik mahallesini kuşbakışı seyir…
🎯 Neden Gidilmeli?
Ekincik Koyu, doğanın sessizliği, denizin maviliği ve doğa-kamp atmosferi ile birleştiğinde özel bir rota sunar. Şehrin kalabalığından uzak, hem yüzmek hem doğa ile baş başa kalmak isteyenler için eşsiz bir noktadır. Özellikle sezon sonu, kalabalıktan uzak aylarda gidildiğinde, ne demek istediğim daha net anlaşılacaktır.
Bir güzel dağ: Ölemez Dağı
Ölemez Dağının doruklarında muhteşem Dalyan Deltası ve İztuzu Plajı manzarası
Köyceğiz’in sessiz doruklarından biri olan Ölemez Dağı; gölün, ormanın ve gökyüzünün buluşma noktasında yer alır. Yüksekliği yaklaşık 700 metre civarında olan bu tepe, gölün ve vadinin bile ötesine uzanan geniş bir panorama sunar.
Bizi dağın tepesine doğru çıkaran toprak yol, tek aracın geçebileceği genişlikte. Öyle olunca araçla da çıkmanız mümkün. Ancak motosiklet ve ATV ile çıkmak çok daha keyifli oluyor.
Yolda ilerlerken geçtiğiniz her virajda önünüze yeni bir manzara açılır. Tepeye ulaştığınızda ise sizi muhteşem bir manzara beklediğini görürsünüz. Köyceğiz Gölünün mavisi, göl ile bağlantılı Dalyan kanal sistemlerinin görünüşü insanın içinde “işte hayatın tüm hikâyesi bu” duygusunu uyandırır.
Zirvede esen rüzgâr hafifçe teninizi okşar. Aşağıda uzanan manzara; gölün kıyısını, sazlıkların labirentlerini, göl kenarındaki köyleri ve uzakta antik kent kalıntılarını içerir. Kameranızı çevirdiğiniz her yön başka bir tablo gibidir.
Tepede geçirilen birkaç dakikalık sessizlik bile yeterlidir: bu muhteşem manzarayı kuş bakışı seyir, zamanın akışını fark ettirir. Şehirlerin tüm karmaşası uzakta kalır. Tepe başında içeceğiniz iki yudum çayın ve muhabbetin tadına diyecek yoktur.
Bu muhteşem manzaralı tepeyi mutlaka görmenizi tavsiye ediyorum.
Gökçeova Göleti ve Sandras Dağı
Gökçeova Göleti, Muğla ili Köyceğiz ilçesi sınırlarında, Sandras Dağı eteklerinde yer alır. Gölet deniz seviyesinden yaklaşık 1.750 metre yüksekliktedir.
Göletin Köyceğiz merkezine uzaklığı yaklaşık 25 kilometredir. Burası, yazın en sıcak günlerinde dahi serin olduğundan Köyceğizliler için bir kaçış noktasıdır.
🌿 Doğa, Atmosfer ve Öne Çıkan Özellikler
Gökçeova Göleti çevresi sık çam ağaçları ile kaplıdır. Yüksek rakım nedeniyle hava yazın bile serin olabilir. Yürüyüş, kamp ve doğa fotoğrafçılığı açısından zengin bir alan sunar; özellikle göletin etrafından ve Sandras Dağı zirvesine doğru yapılan rotalar ilgi çekicidir. Gölet ve etrafı insan yerleşimi ya da büyük tesislerden uzak; sessizliği, doğallığı ile huzur arayanlar için ideal bir duraktır.
🚗 Ziyaret & Ulaşım Bilgileri
Köyceğiz merkezinden Ağla Yaylası yönüne gidip, ardından Sandras Dağı yamaçlarını takip ederek gölete ulaşılır. Yol genel olarak virajlı ve yer yer daraldığından, dikkatli araç kullanmakta fayda var.
🏕️ Konaklama & Kamp koşulları
Kamp ya da doğa yürüyüşü planlıyorsanız: Gölet çevresinde konaklama altyapısı sınırlıdır; bu yüzden yiyecek, su ve ekipman ile gitmenizi tavsiye ederim. Hava koşulları yüksek rakım nedeniyle değişken olabilir; soğuk ya da rüzgârlı akşamlar için hazırlıklı olun. Kamp yapacaksanız yeterli ekipman ve yiyeceği yanınıza aldığınızdan emin olun.
🧭 Neden Gidilmeli?
Büyük şehirlerin kalabalığından uzakta, yüksekte serin bir doğa kaçamağı sunar.
Kamp ve doğa yürüyüşü için eşsiz bir duraktır; gölet manzarası ve dağ manzarası ile birlikte sizlere görsel bir şölen sunar. Ruhunuzun dinlenmesi, huzurlu ve sakin anlar için sizlere mükemmel bir alternatif olabilir.
Kartal Gölü
Her ne kadar Kartal Gölü Denizli ili Beyağaç ilçesi sınırlarında yer alıyor olsa da, Köyceğiz-Beyağaç hattı üzerinde yer alması, Sandras Dağının kuzeye bakan yamacında yer alışı ve denizden yüksekliğinin 1.900 metre civarında bir “buzul moreni gölü” olması sebebiyle, önemine binaen bu yazı içerisinde kısaca bahsetmeyi uygun gördüm.
Alan içerisinde bulunan Anıt Karaçam Ormanları ise bölgeyi ayrıca önemli kılıyor.
🌿 Doğa & Ekosistem
Anıt Karaçamlar: Bölge, yaşı 750–1300+ yıla ulaşan Pinus nigra bireylerinden oluşan “Anıt Karaçam Ormanı” ile dünyada sayılı örneklerden. 79 hektarlık çekirdek alan “Kartal Gölü Tabiatı Koruma Alanı”; daha geniş kuşak 1. derece doğal/arkeolojik sit olarak tescilli.
Buzul vadisi formu ve moren set gölünün çevresindeki sedir–çam–göknar örtüsü yüksek irtifa manzaraları sunar.
🕐 Ziyaret Zamanı & Hava
En iyi dönem: Haziran–Ekim (kar ve buz riski azalır; akşamlar serindir). Işık/fotoğraf: Sabah erken ve gün batımı göl yansımaları için ideal. (Yüksek rakımda hava hızlı değişir; rüzgâr/ani sis mümkün).
🎟️ Statü, Koruma & Kurallar
Alan Tabiatı Koruma Alanı statüsünde; flora-fauna ve anıt ağaçlar için hassas davranmakta fayda vardır.
⚠️ Tabelalara uyun,
🔥 Ateş yakmayın,
☣️ Atıksız ziyaret edin.
🧭 Köyceğiz’den Tek Günlük Rota Önerisi
Sabah: Köyceğiz’den erken çıkış → Beyağaç merkeze varış → Kartal Gölü’ne tırmanış (stabilize yolda dikkat) → Kartal Gölü & Anıt Karaçam yürüyüşü, fotoğraf molası.
Öğle: Topuklu Yaylası çevresinde piknik/kamp alanı keşfi.
Akşamüstü: Köyceğiz’e dönüş; göl kıyısında gün batımı ve Türk kahvesi ile kapanış.
Not: Köyceğiz–Beyağaç hattı günübirlik yapılabilir; ancak yüksek irtifa–stabilize yol kombinasyonu nedeniyle erken çıkış ve dönüşte gün ışığı önerilir.
Otmanlar Mahallesi
Görev yaptığımız süre zarfında adını pek hoş olaylarla anmadığımız Köyceğiz’in dağ köylerinden olan Otmanlar’a, Köyceğiz’den ayrılmadan hemen önce gitme ve görme imkanı buldum. Otmanlar, Köyceğiz’in doğal dokusuna uygun şekilde ormanlık alanlara, yeşil bitki örtüsüne ve sessiz kırsal hayata yakın bir konuma sahiptir.
Mahallede yerel yaşam hâlâ kırsal karakterini korumaktadır. Doğanın kalbinde, şehir hayatından uzakta bulunan bu mahalle halkının genel geçim yolunu ise ormancılık faaliyetleri oluşturuyor.
Dostlarla Otmanlar sırtlarında…
Karaçam Mahallesi
Karaçam Mahallesi, Muğla’nın Köyceğiz ilçesine bağlı olup ilçe merkezine en uzak mahalledir. Köyceğiz’in güneydoğusunda, Sandras Dağı (Çiçekbaba Dağı) silsilesine yakın, yüksek rakımlı ve ormanlık bir bölgede yer alır. Bu coğrafi konum, mahalleye hem sert hem de etkileyici bir doğa karakteri kazandırmıştır.
Mahalle, adını çevresini saran karaçam ormanlarından almıştır. Bölge, Köyceğiz’in göl ve kıyı ekosisteminden farklı olarak daha çok yayla–dağ iklimi etkisi altındadır. İklim olarak yazları serin, kışları ise Köyceğiz merkezine kıyasla daha soğuk ve zaman zaman karlı geçer.
Kurumaya bırakılmış karaçam kozakları. Kozalaklardan elde edilen tohumlar, yangın sahalarında ve gençleştirme sahalarında kullanılmaktadır.
Yerleşim yapısı büyük ölçüde kırsal karakterini korumuştur. Nüfus yoğunluğu düşüktür; mahalle sakinleri genellikle uzun yıllardır bölgede yaşayan ailelerden oluşur. Bu da Karaçam’ı, Köyceğiz’in en sakin ve en az değişime uğramış mahallelerinden biri hâline getirir.
Karaçam Mahallesi’ne giden yollar yer yer dağ ve orman yolları niteliğindedir. Bu durum mahalleyi turistik kalabalıktan uzak tutarken, doğayla baş başa kalmak isteyenler için cazip bir rota hâline getirir. Köyceğiz’in bilinen göl, delta ve sahil rotalarından farklı olarak; sessizlik, serinlik ve dağ havası arayanlar için birebirdir. Nitekim burası, Köyceğiz’in coğrafi çeşitliliğini tamamlayan; ilçenin sadece su ve yeşilden değil, aynı zamanda yüksek dağlardan ve kadim ormanlardan oluştuğunu hatırlatan özel bir noktadır.
Karaçam Camii’nde cuma namazı sonrası…
Köyceğiz ormanlarının en yaygın ağaç çeşitliliğini oluşturan tür çam ağacıdır. Türkiye’deki en yaygın çam ağaçları olan Karaçam (Pinus nigra) ile Kızılçam (Pinus brutia) Köyceğiz ormanlarında da geniş yer tutar. Bununla birlikte bu iki çam türü; ekoloji, görünüm, iklim tercihi ve kullanım açısından belirgin farklar gösterirler.
Yazımı, bu iki çam türünün farklarından bahsederek nihayete erdirmek istiyorum.
🌲 Karaçam – Kızılçam Karşılaştırması
📍 1. Yayılış Alanı ve Rakım
Karaçam
İç Anadolu, Ege’nin iç kesimleri, Toroslar ve Kuzey Anadolu bölgesinde yaygın olarak görülür.
Yüksek rakım sever (800–2000 m). Soğuğa ve kara dayanıklıdır.
Kızılçam
Akdeniz, Ege ve Güney Marmara bölgelerinde yaygın olarak görülür. Düşük rakım (0–800 m), ılıman ve sıcak iklim sever.
👉 Bu yüzden Kartal Gölü – Gökçeova – Sandras Dağı gibi yükseklerde karaçam; Köyceğiz, Dalyan, Ekincik gibi sıcak bölgelerde kızılçam baskındır.
🌡️ 2. İklim Dayanıklılığı
Karaçam
Soğuğa, dona ve kara dayanıklıdır. Sert iklim koşullarında yaşayabilir.
Kızılçam
Sıcağa ve kuraklığa dayanıklıdır ancak don olaylarına karşı hassastır.
Yeniden ağaç olmayı bekleyen tohumlar…
🌳 3. Gövde ve Kabuk
Karaçam
Gövdesi koyu gri – siyaha yakın, kabuk ise derin çatlaklı ve kalındır. Daha “heybetli” ve ağır bir görünüme sahiptir.
Kızılçam
Gövdesi kızıl / turuncu tonludur. Kabukları daha ince ve parlaktır, bu yapısıyla daha “akdenizli” ve canlı bir görünüme sahiptir.
🌿 4. İğne (Yaprak) Yapısı
Karaçam
İkili iğne demeti şeklindeki iğneleri daha uzun, sert ve koyu yeşildir. Daha dayanıklı yaprak yapısına sahiptir.
Kızılçam
İğneler biraz daha kısa, açık yeşil ve ikili iğne demeti şeklindedir. Sıcağa uyumlu olup daha esnek yapıdadır.
🌰 5. Kozalak
Karaçam
Kozalaklar daha büyük ve sert olup olgunlaşma süresi daha uzundur.
Kızılçam
Kozalaklar daha küçük olup bazı kozalaklar yangından sonra açılabilir.
🔥 6. Yangınla İlişki
Karaçam
Yangına daha hassas karşılık verir. Yavaş büyür, toparlanması zaman alır.
Kızılçam
Yangına adapte olmuş bir türdür. Kozalakları yangın sonrası tohum yayabilir. Daha çabuk toparlanır. Akdeniz ekosisteminin doğal parçasıdır
🪵 7. Odun ve Kullanım
Karaçam
Odunu sert, dayanıklı ve uzun ömürlüdür. İnşaat, direk, mobilya, maden direği yapımında kullanılır.
Kızılçam
Odunu daha hafif Kağıt sanayi, kereste, reçine üretimi maksadıyla kullanılır.
Karaçam’ın asırlık çınar ağacının gölgesinde…
Bonus Tavsiyeler
Konumu itibariyle Köyceğiz’e yakın olan ve mutlak surette görmenizi tavsiye edeceğim yerleri de bu başlık altında yalnızca isimlerini anmakla yetiniyorum.
Öncelikle yazımı buraya kadar sabırla okuyan siz okuyuculara teşekkür ederim.
Köyceğiz’de geçirdiğim süre zarfında, yaşadığım her türlü zorlukta yanımda olan, her konuda desteğini esirgemeyen yol arkadaşım, sevgili eşime şükranlarımı sunarım.
Mesleğe başladığım ilk yıllarda, hiçbir zaman desteklerini esirgemeyen, huzurlu bir çalışma ortamı sunan kıymetli meslektaşlarım Cumhuriyet Savcıları Ali Dursun, Samet Kaldırım ve Burcu Yıldırım’a teşekkür ederim.
Köyceğiz’e çalışmaya başladığım yılın ertesi döneminde adliyemize gelip bir mesai arkadaşından öte bana kardeş ve dost olan değerli Cumhuriyet Savcısı Harun Özdemir’e teşekkür ediyorum.
Bana bir meslektaştan öte abi olan kıymetli Hakim Haşim Taştan ve kıymetli Hakim Kadir Akın’a tüm samimiyetleri ve muhabbetleri için teşekkür ediyorum.
Her ne kadar kısa süre çalışma fırsatı yakalamış olsak da samimiyeti ve dik duruşuna şahit olduğum değerli Cumhuriyet Savcısı Ömer Aydoğdu’ya teşekkür ederim.
Yine her ne kadar çok kısa bir süre birlikte çalışma fırsatı bulmuş olsak da samimiyetine ve iyiniyetine şahitlik ettiğim sevgili Cumhuriyet Savcısı Muhammet Tuğcan Tuncer’e teşekkür ederim.
Köyceğiz Adliyesinde göreve başladığım günden ayrıldığım güne kadar katipliğimi yapan, birlikte çalıştığımız süre zarfında her türlü özveriyi gösterdiğine şahitlik ettiğim, kıymetli Sema Ayhan’a tüm emekleri için ayrıca teşekkür ederim.
Çalıştığım süre boyunca kendilerinden hiç incinmediğim kıymetli Köyceğiz Adliyesi çalışan ve mensuplarına ayrı ayrı teşekkür ederim.
Yaptıkları etkinlikler ile Köyceğiz’de geçirdiğimiz vakti daha keyifli hale getiren sevgili Kenan Önbaş ve ayrıca motosiklet ile haşır neşir olmama vesile olan Muhammet İsmail Erbaş’a teşekkür ederim.
İlçeye geldiğimiz günden ayrıldığı güne dek adliyemizle ve yargı mensuplarıyla uyumlu bir ilişki kuran, nezaketi ile bizlerde derin bir iz bırakan Köyceğiz Kaymakamı sayın Mustafa Maslak’a teşekkürlerimi sunuyorum.
Birlikte çalışmaktan ve mesai yapmaktan mutluluk duyduğum, yaptıkları yoğun mesai ile Köyceğiz’in huzuru için büyük çaba sarf ettiklerine şahitlik ettiğim Köyceğiz İlçe Jandarma Komutanı Emre Dadaş ve İlçe Jandarma Karakol Komutanı Mehmet Öncel’e teşekkür ederim.
Köyceğiz’in dağ köyleri olan Karaçam ve Otmanlar mahallelerinde bizlere mihmandarlık yapma nezaketini gösteren Köyceğiz Orman İşletme Müdürü Volkan Aydın’a teşekkür ederim.
Köyceğiz’in bana kazandırdığı kıymetli arkadaşlıklardan olan, birlikte pek çok kez Köyceğiz’in ve etrafın pek bilinmeyen rotalarını keşfe çıktığımız sevgili Ramazan Dovan’a teşekkür ederim.
Son söz
Köyceğiz hakkında bir şeyler yazmanın ve küçük de olsa bir katkı sunmanın bahtiyarlığını bir ömür üzerimde taşıyacağımı belirtmek isterim.