Aşk Tüneli, Ukrayna

Aşk Tüneli Ukrayna’nın en güzel noktasıdır desek abartı olmayacaktır. Gizli kalmış bir güzelliktir, çok fazla bilinmez.

Ukrayna’da nerelere gidilir, ne yapılır diye internette dolaşırken birden karşıma çıktı burası. Aslına bakarsanız hakkında çok yazılıp çizilmeyen, hem uzak ve hem de ulaşım sıkıntısının söz konusu olması sebebiyle çok fazla tercih edilmeyen(son zamanlarda popülaritesi artmış olsa da) bir yer. Aşk tünelinin fotoğraflarını görür görmez hemen tanıyorum, ben burayı daha önce gördüm. Bir yandan bakmaya devam ediyorum bir yandan da düşünüyorum. Nerde gördüm?

Bilgisayarın popüler olup her eve girmeye başladığı yıllarda ben ilkokuldaydım. Windows’un eski sürümlerini kullananlar bilirler. Evet. Windows’un duvar kağıtlarından birisiydi burası. Her ne kadar isim hafızam zayıf olsa da gördüğüm şeyi unutmuyorum.

Aşk Tüneli’ne nasıl gidilir?

Aşk Tüneline gidecekseniz araba da kiralamamışsanız tek alternatifiniz var: Tren

Tren ile Aşk Tüneli(Tunnel of Love)’a gitmek hem çok keyifli hem de çok kolay.

Öncelikle Ukrayna Demiryollarının sitesine girip biletinizi almanız gerekiyor. Ukrayna demiryolları sitesi: https://booking.uz.gov.ua/en/

Aşk Tüneli’ne doğrudan tren yok. Kiev’den gidecekseniz Kyiv-Klevan hattını sitede doldurarak biletinizi almalısınız. Tren 21.23’de Kiev’den kalkıp, sabah 04.12’de Klevan’a varıyor. Bilet fiyatları ise şu şekilde:

1.sınıf için(2 kişilik kompartman) tek kişi 311 Uah.

2. sınıf için(4 kişilik kompartman) tek kişi 145 Uah.

3.sınıf için ( açık yataklı) 98 Uah.

Aşk tüneli Klevan tren istasyonuna 2-3 km uzaklıkta. Biz o mesafeyi yürüyerek katettik.

Dönüş de yine Klevan Tren istasyonundan Kiev’e 23.09’da kalkan trenle yapılıyor. Tren sabah 06.00’da Kiev’de oluyor.

Yani aynı gün içerisinde gidip dönebilir gece treni ile yolculuk yaparak 2 gece konaklamayı da bedavaya getirebilirsiniz.

Eğer Lviv’den gitmek isterseniz, yine siteye girip Lviv-Rivne yönüne biletinizi kesebilirsiniz. Rivne’den Klevan’a kalkan otobüsleri bulup o otobüslerle Klevan’a gidebilir. Sonrasında yine aynı şekilde dönebilir yahut Kiev’e gece treniyle dönebilirsiniz.

Biletinizi hareket saatinden önce istasyonun içindeki görevliden isteyiniz. Biletinizi içeren maili görevliye gösterin o biletinizi veriyor, zira İngilizce anlaşma ihtimaliniz çok az. (Bilet Kiril Alfabesiyle)

Kiev-Klevan tren biletim. Bilette anlaşılan tek şey ismim 🙂

Eski Sovyet Treni ile Başkent Kiev’den Klevan’a Yolculuk

Sovyetler Birliği dağıldıktan sonra bağımsızlığını ilan eden ülkelerden biri de Ukrayna. Ukrayna bugün iki kutuba bölünmüş durumda. Bir yanda Rus taraftarları diğer tarafta Rus düşmanı Ukrayna milliyetçileri. Neredeyse bütün hediyelik eşya satan dükkanlarda Putin’in resminin olduğu tuvalet kağıtları satılmakta.

Biletlerimizi garın içerisinde gişeye gidip telefondaki rezervasyonlarımızı göstererek alıyoruz. Biletleri aldıktan sonra perona geçiyoruz.

Kiev’den Klevan’a gideceğimiz tren 21.00 sularında üzerinde simsiyah dumanlar savurarak perona yaklaşıyor. Tren durduktan sonra insanlar kapılara yöneliyor ve binmeye başlıyor. Biz de biniyoruz onların ardı sıra. Biletimizi görevliye gösteriyoruz o da bize yerlerimizi gösteriyor. Bir önceki gece 4 kişilik lüx kompartmanda geldikleri için bizimkiler ufak çaplı bir şok yaşıyor. Tabii ben de 🙂 Biletleri 3. Sınıftan aldığım için kompartımanın ayrı bir kapısı, ışık sistemi, kliması yok. Bu sınıfta herkes eşit şartlarda yolculuk ediyor.

Eski Sovyet treninde üst kattaki yatağımda yatarken.

Trenin İçindeki Samovarlar

Semaver kültürümüzde önemli bir yer edinmiştir, hemen hemen herkesin evinde bir semaver vardır bugün. Semaver insanları bir araya getirir. Semaverin etrafında sıcak muhabbetler döner. Hepimiz semaverin başında oturup saatlerce muhabbet etmişizdir.

Peki nedir bu semaverin hikayesi..

Evliya Çelebi Erzurum için şöyle söyler: “Bir damdan diğerine atlayan kedinin havada donduğunu gördüm.”

Hayatımın beş senesini geçirdiğim şehrin soğuğunu da iyi bilirim. Bu soğukta içlerini ısıtmak için sürekli çay içen Erzurumlular semaveri bulmuşlardır. Tabii bu işin şakası 🙂 Ama konunun Erzurum’la da yakından ilgisi var.

Ruslar desem?

Rusça’da, kendi anlamına gelen “samo” ve kaynamak,pişirmek anlamına gelen “varit” sözcüklerinin birleşmesiyle oluşan “samovar”, dilimize semaver olarak girmiştir. Rus kültüründe ve tarihinde önemli yeri olan Semaver kültürel etkileşim sonucu ülkemizde de kullanılmaya başlanmış ve çok da sevilmiştir.

Trenin içini dolaşmaya çıktığımda her vagonda bir semaverin olduğunu görüyorum. Kondüktörler sürekli odun atarak harlıyor semaverleri. Bu semaverlerden aldıkları sıcak suyla da çay kahve servisi yapıyorlar. Böyle bir şeye şahitlik etmek hoşuma gidiyor. Eski Rus kültürünün bugün Ukrayna’da trenlerde dahi sürdürüldüğünü görmek mümkün.

Biraz sonra herkes yerlerine yatıp uykuya dalıyor. Sabaha karşı 4.20 sularında Klevan’a ulaşıyoruz. Kondüktör gelip ineceğinizi hatırlatıyor. Çok geçmeden tren duruyor ve Ukrayna’nın bir ucunda, ücra bir tren istasyonuna iniyoruz.

İstasyon Görevlisinin Yanında Sabahlamak

Trenden indikten sonra istasyon binasının içerisine giriyoruz. İn cin top oynuyor. Ne bir tuvalet ne bir priz, hiçbir şey yok. Tuvalet ihtiyacı hasıl olunca yan taraftaki istasyon görevlisinin bulunduğu binanın kapısını tıklatıyorum. Görevli kapıyı açıp geri gidiyor odasına hiç sormuyor buyur ne var diye 🙂 sürekli gelip birileri kapısını tıklattıysa demek ki..

Tuvalete gittikten sonra lavabonun orda bulduğum prize telefonu takıp şarj etmeye başlıyorum. Odasından çıkan görevlisi beni orada öyle görünce eliyle gel işareti yapıp odaya davet ediyor.

İstasyon kontrol odası

İçeriye girer girmez şaşırıyorum tabi haliyle. İlk defa böyle bir yere girmenin şaşkınlığı var üzerimde her yeri inceliyorum. Her tarafta Kiril alfabesi tek kelimesini dahi anlamıyorum yazılanların. Kendimi 1960’lı yıllarda hissetmemem için hiçbir neden yok.

İçinde bulunduğum ortamın ve anın ne kadar değerli olduğunu sizlere tarif edemem.

Telefonu şarj etmek için odanın ilerisinde bilgisayarın altındaki prizin yanına yere çöküp oturuyorum. Bir süreliğine gitmiş olan görevli dönüp beni yerde görünce hemen bi sandalye alıp getiriyor bana. Teşekkür edip odayı incelemeye devam ediyorum, bu arada görevli abla birileriyle birşeyler konuşuyor işini yapıyor.

Bir süre daha oturup telefonu şarj ettikten sonra bizimkilerin yanına geçiyorum. Gecenin karanlığı yavaş yavaş kendini aydınlığa bırakırken biz de çevirimdışı harita uygulaması “maps.me“den kalacak otel arıyoruz.

Aşk tünelinin tersi istikametinde iki tane otel gözüküyor, yakın olan 4 km uzaklıkta. Hemen otele doğru yürümeye başlıyoruz.

Sade ve Güzel Bir Kasaba: Klevan

Sabahın ilk ışıklarıyla kasaba aydınlanmaya başlayınca, güzelliğini de görmemiz mümkün oluyor. Dört kilometrelik yolu yürürken, sayısız evin yanından geçiyoruz ve her biri birbirinden güzel evler görüyoruz. Sadeliğin beni mutlu ettiğini görebiliyorum bugün dahi fotoğraflara baktığımda.

Duvarlarının sıvası dökülmüş, eskimeye yüz tutmuş bir evin, masmavi pencere pervazlarını gördüğüm o an hissettiğim mutluluk ve duyduğum huzur..

Bir yandan bu şirin evlerde yaşamanın hayalini kuruyor diğer yandan evlerin çitlerinin yanlarından yürümeye devam ediyorum.

Tahta çitleri olan, yanlarında sağlı sollu açelyalar olan kahverengi kapılı bu güzel evin bendeki yeri de ayrıdır.

Sonunda otele varıyoruz. Küçücük bi bina, büyük ihtimalle aile apartmanının bir kısmını otel olarak kullanıyorlar. Kapıyı yokluyoruz kapalı. Açılış saati için kapısında 08.00 yazıyor, öyle olunca diğer otele gitmeye karar veriyoruz.

20 Kuruşa Dolmuşsa Binmek

Tam o sırada otelin önündeki yoldan bi dolmuş geçiyor gideceğimiz yöne doğru. Hemen el edip durduruyoruz dolmuşu. Dolmuşun ücreti kişi başı 1.5 grivna. Gittiğim tarihlerde 18-20 kuruş arası bir TL karşılığı vardı. Bugünün kuruyla da 40 kuruşa tekabül ediyor. Yani söylemek istediğim, TL’nin bu denli değersiz olduğu bir zamanda dahi Ukrayna’da ortalama bir gezi yapma imkanınız söz konusu.

5 dakika sonra tam otelin önünde indiriyor bizi dolmuş. Otelimiz diğerine göre baya şaşaalı 🙂

Bu şekilde ağaçtan yapılmış bir sürü ev var etrafta. Fotoğrafta da bunlardan birisi görülüyor. Gözlerden uzakta, sakin ve huzurlu bir tatil yapmak, dinlenmek için ideal bir yer. Ben tekrar yapılacaklar listesine ekledim bile 🙂

Resepsiyona gidip geceliği kişi başı 25 lira’ya karşılık gelecek bir şekilde odalarımızı tutuyoruz. Hemen yataklara devrilip öğleye kadar uyuyoruz.

Uykumuzu aldıktan sonra kalkıp kahvaltımızı yapıp yola koyuluyoruz.

Biz otelden çok memnun kaldık, o yüzden tavsiye ediyorum. Adı, Hotel and Restaurant Complex Skolmo. Adresini de buraya bırakıyorum: http://www.booking.com/Share-5qOWE1

Klevan’da Küçük Bir Göl

Aşk tüneline gitmeden önce, haritadan gördüğümüz küçücük bir gölü görmeye gidiyoruz. Kaldığımız otelden, yolun karşısına geçip hemen varıyoruz göle. Belki de bura hakkında bir şeyler karalayan ilk blogger ben olabilirim çünkü çok küçük bir göl ve insanların ziyaret etmeye gerek görmeyip hiç uğramamış olmaları pek muhtemel. Ama biz arkadaşlarla çok güzel fotoğraflar çekilip çok eğlendik bu gölün kenarında.

Gölün kenarında biraz daha vakit geçirdikten sonra aşk tüneline doğru yola çıkıyoruz.

Dostlara Güzelleme

Kimi tek başına gezmeyi sever, kimi de yanına birini almadan çıkmaz yola. Ben her ikisini de tecrübe ettim. Yola yanında bir arkadaşla çıkmanın ve birlikte bir şeyler paylaşarak ilerlemenin hazzını tek başıma yaptığım seyahatlerde alamadığımı söylemeliyim. Ancak çok çok önemli bir husus var ki o da şu: Yola çıkacağı insanı çok iyi seçmeli insan.

Biri ilk okul diğeri liseden beridir arkadaşlarım olan, yediğimizin içtiğimizin ayrı gitmediği, çok güzel zamanlar geçirdiğimiz kıymetli dostlarım Emre ve Muhammed Ali ile birlikte çıktığımız ilk yurt dışı seyahati oldu bu. Belki de bir daha birlikte yurtdışına gitmek tekrar nasip olmayacak. O sebeple çok ayrı bir yeri var bu yolculuğun benim nazarımda.

Dostun ne demek olduğunu, onunla yola çıktığınız zaman daha iyi anlıyorsunuz.

Dostlarımla

Hemen yukarıda görünen yoldan geçen bir dolmuşa atlayıp doğruca Aşk Tüneli’ne gidiyoruz. Tünele 1.5 km kala yolun kenarında iniyoruz dolmuştan. Tünele doğru yürümeye başlıyoruz.

AŞK TÜNELİ

Yarım saate yakın yürüdükten sonra tünele ulaşıyoruz.

Bir tren rayının etrafına sağlı sollu bir şekilde dikilmiş ağaçlar büyüyerek zamanla tünel haline gelmiş. Tren rayına ulaştığım ve tünele doğru sağa dönüp baktığım o anı unutmayacağım hiç 🙂

Aşk Tüneli- Tunnel of Love

Bu tren yolu çok az kullanılıyor. Günde bir yük treninin geçtiği söyleniyor. Biz de ona rast geldik sanırım 🙂

Aşk Tüneli’ne yapmış olduğum seyahate dair anlatacaklarım bu kadar. Çünkü buraya ulaştıktan sonra biz manzarayı seyretmekten ve fotoğraf çekilmekten başka bir şey yapmadık 🙂

Yazımı şu şekilde noktalayayım:

Her şey hayal etmeyle başlıyor. Hayalini kurduk önce, araştırdık, çabaladık. Ukrayna Demir Yollarının sitesine girip bilet aldık. Sonra gidip o trene bindik. Gecenin bir yarısı havanın ayazında hiç bilmediğimiz bir yere indik. Bir sürü şey yaşadık. Ama sonunda görmek istediğimiz şeyi gördük. Bunun mutluluğunu ise tarif etmek zor 🙂

Her şey hayal etmeyle başlıyor.

Yorum bırakın